Bozcaada Gezi Rotası

Bu ayki rotam İstanbul’a 6 saat mesafedeki, Türkiye’nin üçüncü büyük adası olan Çanakkale iline bağlı Bozcaada. Ege lezzetlerini tatmak, sakin sokaklarında yürümek ve tertemiz koylarında yüzmek için 2 gece 3 günlük bir plan yaptım. Zamanı olanlar için daha fazlasını da tavsiye ederim. Ama hiç görmediyseniz eğer en azından Cuma günü işinizden izin alıp hafta sonu için aşağıdaki rotamı deneyebilirsiniz.

SAAT 04:00     : Cuma sabahı hava henüz karanlıkken otobandan Edirne istikametine doğru gezi grubumuzdaki arkadaşlarımla yola çıktık.  Silivri’yi geçtikten sonra Kınalı Tekirdağ çıkışında otobandan ayrıldık. Bundan sonra Marmara Ereğlisi ve Tekirdağ üzerinden Gelibolu istikametini takip ettik.

SAAT 07:30     : Yaklaşık 3.5 saatlik bir yolculuktan sonra deniz kendini gösterdi, artık Gelibolu’dayız. Çanakkale boğazını geçmek için ilk seçenek Gelibolu-Lapseki arası arabalı vapurlarına binmek. Feribot saatlerine Gestaş sitesinden bakabilirsiniz. Buranın saatleri size uymuyorsa 30 dakikalık mesafedeki Eceabat’a devam edip oradan da Çanakkale’ye geçen vapurları kullanabilirsiniz.

Biz Gelibolu’yu geçip Eceabat’tan binmeye karar verdik. Gelibolu Eceabat arası bir tarafta deniz diğer tarafta yemyeşil ağaçlarla içimizi ferahlatan bir yol oldu. Eceabat’tan bindiğimiz feribot 20 dakika sonra Çanakkale’ye indi. Buradan İzmir tabelalarını takip ederek güneye doğru gitmeye başlıyoruz. Yaklaşık 30 dakika sonra Geyikli-Bozcaada tabelasından sağa girip, denize varmak üzere saptık. Biraz virajlı olan yolun sonunda Geyikli’ye vardığımızda adaya gidecek bugünkü ikinci vapurumuz kıyıya yaklaşıyordu. Fazla sıra olmadığından ilk gelen vapura bindik. Geyikli’ye varacağınız saati netleştirirseniz önceden online bilet alıp sıra beklemeden de vapura binebilirsiniz.

SAAT 11:00     : Sabah karanlıkta çıktığımız ve iki kez arabalı vapurla ara ara dinlenerek geçirdiğimiz yaklaşık 7 saatlik yolun sonunda, öğle saatlerinde Bozcaada’ya vardık. İnsanların İstanbul’da öğle yemeğine çıktığı saatlerde biz hayatın yavaş aktığı bir kasaba havasına girmiştik bile. Şimdi kahvaltı zamanı... Zaten ada yemek ve deniz ziyafeti  için birebir… Biz de, önceden rezervasyon yaptırdığım Patiska Bağ Evi isimli, bahçe içindeki yeni bir işletmede yerimizi aldık. Arkadaşlara söylediğim gibi, ufak bir uğraş ve erken yola çıkmayla ”Bu sabah kahvaltımızı Bozcaada’da yapmaya geldik”

Adaya ayak bastığımızdan beri İstanbul’un koşturmacasını, trafiğini unutup, yavaşlayıp, ferahlayıp Ege’nin lezzetlerine kendimizi bıraktık. Yeşillikler içindeki mekanda çocuklar da yemekten sonra rahatça koşturup eğlendiler. Adadaki bu güzel başlangıçtan sonra artık otele gidip deniz için hazırlık yapmanın zamanı gelmişti.

SAAT 13:00     : Otelimizi merkez dışında Ayazma Plajı civarından seçmiştim. Araçla girip çıkmanın kolay olması ve koylara yakın olması sebebiyle daha önceki gelişlerimde de tercih ettiğim bu bölgede bu sefer Aspasia Otel‘de konakladık. Adadaki otel işletmeleri genelde ailelerin çalıştırdığı, eski evleri dönüştürerek planlanan butik otel ve pansiyon şeklindeki tesisler. Burada oteli genel olarak uyumak ve kahvaltı amaçlı kullanacağımızdan temiz ve uygun fiyatlı olması benim için yeterliydi. Tam pansiyon veya büyük otellerdeki koşulları burada beklemek zaten adanın ruhuna da ters düşer. Umarım o tarz işletmeleri ileride de buralarda görmeyiz.

SAAT 14:00     : Artık denize girme vakti… Otelden çıkıp Ayazma plajının önünden geçtik. Ayazma her zamanki gibi tıklım tıklım. Adaya üçüncü gelişim ama bu plajı şimdiye kadar hiç tercih etmedim. Hazır şezlong ve şemsiye olması gelenlerin tercih etmesini sağlıyor. Fakat ben şemsiyemi ve sandalyelerimi alıp adanın diğer koylarında etrafında hiç kimse olmadan denize girmeyi tercih ediyorum.

Bozcaada’da Deniz

Ayazma plajını geçip, merkeze gider gibi yokuş yukarı çıktığınızda az ilerde Akvaryum Koyu tabelasıyla sağa bir yol ayrılıyor. Buradan sapıp virajlı yolu takip ettiğinizde yol boyunca karşınıza bir çok koy çıkıyor. Bir kaçı keşfedilmiş olsa da bazılarında hiç kimse yok, ama hepsi de denize girmek için mükemmel yerler. Düşünsenize Ayazma plajında dip dibe yüzmek yerine buralarda sessizce sandalyenizde güneşlenip kimsenin girmediği denize girebilirsiniz. Bu virajlı yolu takip ederseniz ileride Akvaryum Koyu karşınıza çıkar. Ama orası da adı çok duyulduğu ve kumsalı olduğu için kalabalıktır. Yani akvaryumdan önceki diğer koylar benim favori yerlerim. Adada kalınan her gün farklı bir tanesi denenebilir.

Bozcaada’da Akşam

Adanın serin sularında yüzdükten sonra, adet olunduğu üzere Polente Fenerinin olduğu burunda rüzgar güllerinin altında romantik bir gün batımı seyretmek güzel olacaktır. Adanın her yerinde olduğu gibi burada da sandalyelerinizi yanınızdan ayırmayın ki oturduğunuz yerden doya doya güneşin, denizin içine batışını izleyebilirsiniz.

Güneşi de batırdıysak gelelim diğer mevzuya… İnsanların adaya gelme sebeplerinden birisi denize girmekse ikincisi de akşam lokantalarında yemek yemektir. Ege mutfağının değişik mezelerini ve balık çeşitlerini bulabileceğiniz mekanlar eski Rum mahallesinde sıra sıra rengarenk dizilerek müşterilerini ağırlıyor. Bu sokaklardaki bir çok mekan beklentilerinizi karşılayacak lezzetleri size sunacaktır. En bilinenleri arasında Sandal, Ada’m, Battı Balık isimlerini sayabilirim.

Bunun dışında liman tarafındaki balıkçı lokantaları da daha ferah ve deniz havasıyla beraber tercih edilebilir yerler. Burada da Asmaaltı ve Mavi Beyaz’a da bir akşamınızı ayırın derim. Ayrıca merkez dışında Ayazma Plajının karşısında denizin dalga seslerini dinleyerek Koreli ve Vahit’in Yeri lokantaları da diğer seçenekler.

Biz ilk akşam liman tarafındaki Asma altını, ikinci akşam Ayazma Plajındaki Koreli lokantasını tercih ettik. İkisinden de memnun kaldık. Gözüm arkada kalmadan tavsiye ederim.

Bozcaada Sokakları

Adanın daha çok limana yakın olan kısmı, toplu yaşam alanı olarak merkezileşmiş. Eskiden merkezin bir tarafı Rum mahallesi karşı tarafı Türk mahallesi diye geçermiş. Artık böyle bir ayrım kalmasa da evlerin ve sokakların kendine has kimlikleri geçmişi yansıtmaya devam ediyor. Rum mahallesinde ızgara düzenindeki sokaklarda beyaz ağırlıklı evler artık butik otel ve lokanta olarak hizmet veriyor. Türk mahallesindeki kıvrımlı sokaklarda ahşap ve cumbalı evler de yavaş yavaş turizme açılmış.

Yarım gününüzü ayırıp bu sokaklarda acele etmeden zaman geçirmek herkese iyi gelecektir. Hediyelik eşya satan dükkanlarından alışveriş yapabilir, liman tarafındaki meşhur Çiçek Pastanesi’nde sakızlı kurabiye ve çeşit çeşit dondurmanın tadına bakabilirsiniz. Yerel reçel satan dükkanlara ve ada üzümlerinden yapılan şarap dükkanlarına da uğramayı unutmayın.

Gezinin Maliyeti

Bozcaada için 2 gece 3 günlük bu gezinin bir çift için maliyetleri şöyle oldu.

Otel        : 2 gece toplam 600 TL

Ulaşım   : Yaklaşık 1 depo benzin 260 TL, dört adet vapur 140 TL. Toplam 400 TL

Yemek    : 1 günlük öğle + akşam yemeği = 200 TL x 2 Gün = 500 TL

YANİ yaz sezonunda 2 kişilik bir aile için ortalama 1500 TL harcanabilir. Bunu aşağı ve yukarıya çekmek de mümkün, ama ideal ortalaması bu fiyata yakın olacaktır.

Tavsiyem

İstanbul’a 6-7 saat mesafedeki bu güzel yeri görmek için cuma gününden alacağınız bir izinle yukarıda anlattıklarımı yapmanız mümkün. Tertemiz denizinde yüzüp, Ege mutfağını tatmak, sokaklarında huzurla yürümek emin olun çok zor değil.

Adaya Temmuz veya Ağustos ayında gitmek en ideali. Zaten soğuk olan deniz suyunda bu aylarda yüzmek daha zevkli. Denize girmeden sadece keyifli ve sakin bir hafta sonu geçirmek isteyenler için ise sezon dışındaki Mayıs ve Eylül aylarını da öneririm. Bayramlarda gitmenizi pek tavsiye etmem. Sebebi ise iki vapur kullanıldığından talep çok olunca feci bir trafik oluyor. Ama sonunda 3 günlük bu geziden dönerken kesinlikle yaşadığınız ortamdan en az bir haftadır uzaklaşmış hissedeceksiniz.

Ertelemeyin, planınızı yapıp bir hafta sonunuzu Bozcaada yollarına ayırın. Çünkü Yolda Olmak Güzeldir.

Bozcaada sokakları

 

Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.