Kerpe – Kefken – Acarlar Longozu Gezi Rotası

Bir hafta sonu daha yaklaşırken, cumartesi nereye gideyim diye düşünüyordum. Bir yerlere gitmek için bazen açarım google haritaları, yakınlarda nereler var bakarım. Sağa sola bakarken bana hep ikiz kardeş ismi gibi gelen Kocaeli’ye bağlı Kerpe Kefken Gezisi aklıma geldi. Hemen mesafesine baktım, ve pazar sabahı için günübirlik gezi planımı yaptım. İşte rotam… Saat saat nereye ne kadar zaman ayırdığımı ve 1 günde nerelerin görülebileceğini yazdım. 

Kerpe yolu 2 saat sürüyor

Kerpe rotam

SAAT 09:00     : Yine Üsküdar’dan 🙂 evden yola çıktım. İzmit yönüne doğru TEM otobanında 1 saat gittikten sonra ”Kandıra” levhasından ayrılıp, kuzeye Karadeniz’e doğru devam ettim. Bu yola girdikten sonra İstanbul’un ve otobanın beton silüeti birden değişti. Karadeniz kıyısına doğru gittiğim belli. Her taraf yemyeşil ağaçlar, tarlalar ve küçük evlerle çevrili. Ama öyle İstanbul’daki gibi sonradan görme veya sonradan dikme tek tip yapay ağaçlardan değil, her biri ayrı tonda, ayrı kafada ağaçlar…

SAAT 11:00     : Evden çıkalı 2 saat geçtikten sonra ”KERPE” tabelasından girip, villaların arasından denize doğru devam ettim. İlk bakışta  yazlıkçı kasabasına benzer bir hali vardı. Arabayı park edip, sahile doğru yürüdüm. Yaz yaklaştığı için sezona hazırlık amacıyla bazı dükkanlarda tadilat var. Bazıları da kapalı. Sessiz sakin bir yer burası.

KERPE

Kerpe sahili

”Plaj” yazan levhayı görünce, o yöne doğru yöneldim. Karşıma yemyeşil tepelerin etrafını çevirdiği durgun ve berrak bir deniz çıktı. Kerpe limanı… Çarşaf gibi denizin yanından yürürken yüzmemek için kendimi zor tuttum. Yazın buraların çok kalabalık olduğunu duymuştum. Etraftaki yazlık evlerin sayısından da belli. Demek ki buralar bahar aylarında gezmek için daha ideal. Eğer yüzmek için gelmediyseniz tabi.

Denizin karşısında sıra sıra balıkçı lokantaları var. Henüz saat erken ve karnım acıkmadığından sahil yolu boyunca yürümeye devam ettim. Bahçe duvarlarından çiçeklerin,ağaçların sarktığı evlerin arasından giden yolu takip edince Kerpe’nin meşhur ‘KARTAL KAYALIKLARI” karşıma çıktı.

Kartal Kayalıkları – Kerpe

Denizin ve doğanın dilim dilim erittiği kayalar birer heykel gibi kendilerini sergiliyorlar. Üst üste konulmuş karton tabakalar gibiler… Her an dağılıp yıkılacak sanki. Bu yüksek kayalar çoğunlukla dalış yapmayı seven korkusuz gençlere tramplen vazifesi görüyor. Daracık basamaklardan metrelerce yüksekliğe tırmanıp, ciddiye alınmayan ”Dalış yapmak yasaktır.” yazan tabelanın önünden, denize balıklama atlamak gerçekten cahil cesareti.

Denizi yararcasına çıkan bu kayalıklarda oturup ufku seyretmek güzel fikir olsa da etraftaki çöpler, torbalar, şişe kırıkları biraz hevesimi kırdı. Manzaranın tadını çıkarıp, etrafın tadını kaçıran bazı aklı evveller buralara da imzalarını atmışlar maalesef.

SAAT 12:30     : Kayalıklarda biraz daha gezinerek, plaj tarafına geri dönüyorum. Gelmeden önce adını araştırdığım KARAGÖZ BALIK LOKANTASI‘na girdim. Ana yemekten önce gelen karides ve kalamar ve ardından söylediğimiz çinekop ve hamsi gayet lezzetli. Deniz kenarında olduğumdan mıdır yoksa balığın tazeliğinden mi bilmem, balıklarda deniz ve iyot kokusu vardı. İstanbul fiyatlarıyla karşılaştırınca gayet makul de bir hesap gelince Kerpe’ye sadece deniz kenarında balık yemek için bile gelinebilir diye yazdım bir kenara.

SAAT 14:00     : Lokantadan sonra deniz kenarında biraz daha yürüyüş yapıp, arabaya bindim. Yakındaki Kefken’e doğru yola çıktım. 10 dakikalık mesafede yine bazı tatil köylerinin yanından geçip Kefken’e varılıyor. Burası da Kerpe gibi küçük bir kasaba. Ama Kerpe’ye göre daha fazla yapılaşmış. Oradaki sakin balıkçı limanı havasını burada hissedemedim.

SAAT 14:30     : Kefken’nin girişinde PEMPE KAYALIKLAR denilen, Kerpe’deki kayalara benzeyen doğal oluşumlar var. Kefken’e inen son yokuşun başında küçük bir tabelası var. Geniş bir alana yayılan kayaların bir kısmı güneş batımında pembe gözüküyormuş. Pembe olan kayalar pek gözükmese de manzara güzel. Ama Kerpe’ye uğrayan aklı evvel şişeli grubun bazı arkadaşları buraya da uğramış. Çok bakir bir doğa burası. Etrafta bir tesis yok. Yine de manzarayı seyredip, bu temiz havayı solumak güzel.

Pempe Kayalar – Kefken

SAAT 15:00     : Buraya kadar gelmişken, gözü karartıp pek yakın olmasa da Sakarya sınırındaki ACARLAR LONGOZU’na gitmeyi kafaya koydum. Navigasyon 34km’lik mesafeyi yaklaşık 1 saat olarak gösteriyor. Arifağa ve Karaağaç köylerinden geçen kuzeydeki yolu tercih ettim. Yol biraz virajlı ve stabilize olsa da yemyeşil köylerin içinden geçiyormuş.

Kerpe – Acarlar Longozu Rotam

Tek tük evlerin olduğu yol boyunca alabildiğine düzlük tarlalar, çeşit çeşit meyve ağaçları ve fındık bahçeleri var. Belli aralıklarla yolumuzu kesen inek ve koyun sürülerini görünce Kandıra yoğurdunun neden ünlü olduğunu anladım. Bütün hayvanlar etrafta serbestçe dolaşıp otluyorlar.

SAAT 16:30     : Uzun zamandır bu kadar iç açıcı yeşilliklerin içinden geçemediğimden 1 saati aşan doğayla iç içe süren yolun yorgunluğuna değdi.  Sonunda hedefe vardım.

ACARLAR LONGOZU

Longozlar yani subasar ormanı, akarsuların yeraltı engelleri sebebiyle akamayıp, ormanların içinde gölet oluşturmasıyla meydana geliyormuş. Yani suyun içindeki ormanlara longoz deniyor. İstanbul’a yakın bir de İĞNEADA LONGOZU var.

Suya batmış ağaçların arasından yürüyüşe başladım. Fakat biraz ileride suyun üzerinden yürütülen ahşap iskelenin tadilatta olması yüzünden geçiş kapatılmıştı. Normal halinde de yaklaşık 750m’si yürüyüşe açık olan iskelede ancak 200m kadar gidebildim. Olsun etrafın dingin renkleri ve sudaki nilüferlerle buraya kadar bile görmek güzelmiş. 

 

Acarlar Longozu

Tekrar geri dönüp girişteki ahşap platformlu dinlenme yerinde oturdum. Burada bir şeyler yemek mümkün. Veya sadece oturup ördekleri ve sazlıkları izleyip hiçbir şey düşünmeden zaman geçirmek. Bahar aylarında gerçekten iyi oldu. Etraf görülmeye değer. Ama biraz daha yatırım yapılıp daha kullanışlı dinlenme ve gezi alanları yapılabilir. Bir daha ki gelişime daha iyi olacağını umarak ayrılıyorum buradan.

Acarlar Longozu dinlenme mekanı

SAAT 17:30     : Artık eve dönüş zamanı. Karasu üzerinden Sakarya’ya oradan da TEM otobanına bağlanıp İstanbul’a gidebileceğimi gösteriyor navigasyonum. 3 saatlik de yol varsa SAAT 20:30 gibi evdeyim demektir.

Sabah evden çıkıp 12 saat sonra tekrar eve gelerek yaklaşık 400 km yol yaptım. Parça parça dinlenerek geçtiği için yol yorgunluğunu çok fazla hissetmedim. Tüm gün gördüğüm yerler doğal yaşam alanları ve yemyeşil araziler olunca yorgunluğuna da değdi aslında. Günübirlik de olsa yeni yerler görmek güzel, YOLDA OLMAK GÜZEL

 

 

One Response

  1. Kerpe Rehberi 25/09/2017 Reply

Yorum Ekleyin

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.